Yakın bir zamanda hayatımıza giren sürdürülebilir kent kavramı, kentleşmenin yoğunlaşması, ekonominin giderek gelişmesi, hızlı nüfus artışlarıyla birlikte giderek çoğalan çevre sorunlarıyla başa çıkabilme ve ekosistemin korunması konularını içeriyor.

Sanayi devriminden sonra dünyanın büyük kentlerinde yaşanan buhranların ardından alternatif yerleşim alanları arayışı ile kentten kaçış başlamış ve bu doğrultuda kent dışı konut alanları büyük nüfusları kendine çekmiştir.

Bu gerçeklere sebep olarak, sürdürülebilirlik, gelişmiş Batı ülkelerinin çoğunda ülke yönetiminin kent planlama sistemine yaklaşımını belirleyen anahtar kavram olarak, ekonomik, çevresel ve toplumsal gereksinimlerin, gelecek kuşakların yaşam koşullarına zarar vermeden karşılanmasını hedefleyen bir dünya görüşü olarak yerini almıştır. 

Sürdürülebilirlik, gelişmiş bir çevrenin hedeflerine ulaşmaya yönlenen, küresel politik alanda şekillenen bir kavram olup, gerçekleştirilmesi gereken bir koşuldur. Kentsel sürdürülebilirlik söz konusu olduğunda, kentin kaynak kullanımının ve katık atıklarının azalması, yaşanılabilirliğin ise artması hedefine odaklanan bir yerleşim düşüncesi egemendir.

Sürdürülebilir kent anlayışının hareket noktası, çevrenin ya da çevresel sorunların bir sonuç olarak değerlendirilmesine karşı çıkan ve bu doğrultuda çevreyi, kalkındırma kaynağı ve sınırı olarak gören düşünce tarzıdır.

Bir sürdürülebilir kent modeli: Yavaş şehir hareketi

1999’da Paolo Saturni’nin vizyonuyla ortaya çıkan Cittaslow fikri, günümüzde dünyanın her yerine yayılmış durumda. Bir şehrin bu şekilde adlandırılabilmesi için, yetmiş ayrı kriteri sağlaması gerekiyor. Bu kriterler; çevre, altyapı, kentsel yaşam, turizm politikaları gibi farklı alanlarda yoğunlaşıyor. Bunların yanında; sanat, sosyal uyum, misafirperverlik gibi politikaları da esas alıyor. Yavaş şehir unvanı almak isteyen kent, başvurusunda bu hususlara uygunluğunu belgeliyor. Belirlenmiş olan kriterler; bir şehirde sürdürülebilir, sakin bir hayatı hedefliyor.

Dünyada otuz farklı ülkeden 208 şehir Yavaş Şehir unvanına sahip. Türkiye’de ise 11 yavaş kent bulunuyor. Türkiye’de Yavaş Şehir unvanına sahip kentler ise şöyle; Seferihisar, Eğirdir, Gerze, Akyaka, Gökçeada, Halfeti, Perşembe, Şavşat, Taraklı, Vize, Yalvaç, Yenipazar, Uzundere.

Ekolojik açıdan sağlıklı ve sürdürülebilir bir kent modeli: EcoCity

Eko kentlerin hedefi, tüm karbon atıklarından arınarak tamamen yenilenebilir kaynaklardan enerji üretmek, şehri doğal çevre ile uyumlu hale getirmek, ekonomik büyümeyi teşvik etmek, yoksulluğu azaltmak ve verimliliği arttırmaktır.

Bir kentin eko kent olabilmesi için şehir, herkese açık yeşil alanlara, temel kentsel hizmetlere, uygun fiyatlı konutlara ve istihdam alanlarına çevre dostu ulaşım seçenekleri ile kolayca ulaşılabilir şekilde tasarlanmış olmalıdır. Şehir tasarımı, nüfus arttıkça ve nüfusun ihtiyaçları değiştikçe büyüyebilir ve gelişebilir olmalı, altyapı sistemleri modernize edilmesi kolay olacak şekilde inşa edilmelidir.