Üretim araçlarındaki teknolojik gelişmeler tüketim süreçlerinin ucuzlamasına ve kolaylaşmasına sebep oldu. Özellikle de son 50 yılda büyüyen yaşam alanlarımızı çok da ihtiyaç duymadığımız pek çok eşya ile doldurmaya başladık. Ancak hem bu seviyede tüketmek hem de eşya kalabalığında yaşamak insanları çok da mutlu etmedi.

Bu mutsuzluğun ve tüketim çılgınlığının farkına varan bir grup insan 2010’lu yılların başından itibaren Tiny House (Minik Ev) hareketini başlattı. Daha yalın ve gezegenimize daha az zarar veren bir yaşam tarzını savunan bu hareketin çıkış noktası ABD’deydi ve insanlar kendilerine şu soruyu sordular:

‘Başka türlü ve daha minimal bir yaşam mümkün mü?’

Peki Nedir Bu Tiny House?

Tiny House; kısaca küçük ölçekte ama tam donanımlı bir yaşam alanı olarak tanımlanabilir.

Bu evlerde yaşamak, daha yalın bir hayat yaşama arzusu ile yapılmış bilinçli bir tercihtir…

Eşyalara daha az bağlanarak, dünyaya daha az iz bırakmak isteyenlerin seçtiği evler, insanları yaşamak için daha az tüketmeye yönlendirir. Bu tarz bir yaşam da sürdürülebilir bir gelecek anlamına gelir. Tiny House hareketinin başlaması yine tüketimle ilgili bir sebebe dayanıyordu aslında; ABD’de 2008 Mortgage krizinin etkileriyle işsizlik ve hacizler; milyonlarca insanın evelerini kaybetmesine sebep oldu. Bu insanlar da geleneksek çok büyük Amerikan evlerine yerine Tiny House’lara yöneldiler. Bunun dışında karbon ayak izini azaltmak isteyenler, permakültürcüler gibi alternatif yaşam tarzlarını benimseyenler de Tiny House akımının yayılmasına katkı sağladılar.

Bu yaşam biçimini; ev sahibi olmak isteyen genç insanlar, evleriyle seyahat etmek isteyen orta yaşlılar, büyük borç yükünün altına girmek istemeyen her yaştan insan için çok kıymetli bir alternatif haline geldi.

Elbette küçük evler de bu evleri optimum şekilde dekore etme meselesini gündeme getirdi. Minimum hacimden maksimum faydayı elde etmek için alternatif dekorasyon çözümlerine gidildi ve bugün Tiny House akımı bu şekilde ortaya çıktı.

Ülkemizde ise özellikle 2015’ten sonra adından söz ettiren bu akım; şehir hayatından sıkılmış orta sınıf beyaz yakalıların büyük şehirlere yakın kırsal alanlara taşınmaya başlamalarıyla yükselişe geçti. Türkiye’de daha çok prefabrik olarak inşaa edilen Tiny House’la İzmir ve elbette İstanbul’un çevresinde son derece popüler bir hal aldı. Küçük bir arazi alan, tarımla uğraşmaya başlayan insanlar evlerini daha çok uyumak için kullanmaya başladılar. Önümüzdeki 10 yılda Türkiye’de çok daha yüksek bir ilgi görmesi beklenen Tiny House’lar inşaat şirketlerinin dahi ilgisini çekmiş durumda, öyle ki müteahhitler daha minimal evler inşaa etmeye yöneldiler.

Aslında Tiny House sadece bir akım olarak değil bir yaşama kültürü olarak değerlendirmek çok daha doğru olacaktır. Minimal öğelerin kullanımı, doğaya saygı, karbon ayakizi bırakma konusunda tutumluluk bu yaşam tarzının en önemli unsurlarının başında geliyor.

Kastamonu Entegre olarak Tiny House kültürünün içinde bizim de çok önemsediğimiz ‘’Doğal Dengeyi Korumak, Sürdürülebilirlik Yaklaşımlarımız ve İnsan Odaklılık’’ gibi öğeler bulunuyor. Karbon ayak izini en aza indirme, doğaya ve insan yaşamına saygı gibi konularda yaptığımız çalışmalarımızı Tiny House’la oldukça yakın görüyoruz ve bu akımı/kültürü sonuna kadar destekliyoruz. Üretim süreçlerimizden de bu yaşam tarzına uygun ürünler çıkartmak için çalışıyoruz.